Liyakat ve Emek

Ülkemizde seçimler sonrası tartışılan sorunlar tartışılmaya devam ediyor. Ekonomik kriz, adaletsizlikler, yolsuzluklar iktidar tarafından siyaset eliyle yönlendirildiği için toplumun büyük bir kesimi bu sorunların muhattabı olarak gördüğü iktidardan çok rahatsız. Fakat iktidar yürüttüğü siyasi kamplaşmayla kendi kitlesini bir arada tutacak belli meseleleri gündemde tutarak tüm bu sorunları gölgelemeye çalışıyor. Başarılı da oluyor. Peki muhalefet neden başarısız kalıyor diye sorabiliriz. Burda ki en temel sorun muhalefetin yürüttüğü siyaset, iktidarın politikasını ifşa edip kendi doğrularını topluma aktaramıyor ya da inandırıcı olamıyor. Bunun hem ulusal hem de yerel dinamikleri var. Yakın zamanda bir yenilgi yaşadık. Ana muhalefet partisi olarak bu yenilgi her ne kadar sadece bizim olmasa da, bizim de kendimizi sorgulamamız gerektiğini gösteren bir yenilgi.
Yaşadığımız seçim döneminde ben de Malatya’da benim için yeri özel olan , vekilim Veli Ağbaba ile birlikte çalışmalarda bulundum. Birçok gönül veren insanla birlikte koşturduk, yorulduk. Sonunda kazanacağımızı düşünüyorduk ama maalesef kaybettik. Eminim herkesin bu yenilgiye neden olarak gördüğü birçok şey vardır. Ben de kendi gördüğüm eksiklikleri dile getirmek istiyorum.
En başta her siyasi faaliyet bir güç ve imkanlar dünyası da yarattığından dolayı sadece o siyasi davaya inananlar değil bu güç ve imkanlardan faydalanmak isteyen asalakları da etrafında toplar. Burda doğru insanlarla asalakları birbirinden ayırmanın birçok yolu var bana göre. Birincisi liyakat.
Siyasi makamlara gelen insanlar ekibini ve yönetimini gerçekten bağlılık, ilkelilik ve işi leyhine vermek üzerine ekibini kurarsa eğer bunu yapabilirse Türkiye de siyaset kurumu toplumsal sorunları çözebilir hem de bizim siyasi partimiz daha başarılı kadrolarla siyaset yapmış olur. İnsanların niyetleri iyi olabilir, samimi olabilir hepsi de çok değerlidir. Fakat doğru da bir tanedir ve siyasi kadrolar daha bağımsız ve demokratik bir şekilde seçilirse hem partiye oy vermiş insanlarımızın iradesi yönetime yansımış olur hem de toplumsal talepler siyasete yansımış olur.
İkincisi şeffaflık
Siyaset yapmak toplumu etkilediğinden dolayı topluma karşı bi sorumluluk da doğurur. Dolayısıyla yaptığımız şeyleri topluma en açık biçimiyle ifade etmeliyiz. Biz kendimizi toplumdan soyutlayıp onları güdülecek koyunlar gibi görürsek, toplumuz da kendisine değer vermeyecek ve ilerleyemeyecektir.
Şeffaf olmalıyız ki toplumda bize güvensin.
Yerel seçimler yaklaşırken yakında bir il başkanlığı seçimine gideceğiz. Yerel seçimlerde başarılı olmak istiyorsak partimizin yöneticisinden emektarına kadar her kesimin iradesinin yansıdığı bir seçim biçimi uygulamalıyız diye düşünüyorum. Eğer bu olursa daha doğrusu bunu başarabilirsek bize oy vermeyen toplumsal kesimler de samimi ve güvenilir bir siyaset yürüttüğümüzü görüp hırsıza yolsuza değil bize inanacaklardır. Sadece belli bir kimliği temsil eden bir anlayışla değil şehrimizin ve ülkemizin her kesiminin ihtiyacına uygun bir siyaset yürütmeliyiz. İktidarın yaptığını fiilen biz de yaparsak yanlışa düşeriz. Doğru yönetim ve doğru adaylarla aynı zamanda topluma doğru mesajları verecek bir siyaset dilini geliştirmeliyiz.
Bunun yolu da bellidir
Liyakat ve Emek !

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Barkın Ulutaş - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Tek Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Tek Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Tek Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Tek Haber değil haberi geçen ajanstır.