Yazı Detayı
12 Ekim 2021 - Salı 21:10
 
Gece ve Karanlık
NURAY YILDIRIM
 
 

Karanlık geceye aittir. Sabahı bekler aydınlık.
Eğer ay dolunaysa, insanın geçtiği yollar geceden kopmuştur.
Tepeleri, ağaç dallarını, toprağın üzerinde bulunan sarı ekin tarlalarını ayın şavkı aydınlatmıştır.
Dolunayın öyle bir aydınlığı vardır ki; nereye yansıyorsa oranın rengini alır.
Deniz üzerinde ise dolunay denizin dalgalı ya da durgun gecede karanlık olan tuzlu suyu ateş kızılıyla karışık sarımtırak bir renge bürünür.
Dağ başında, tepelerde ekin tarlalarında ise dolunay yeri göğü sarıya boğar.
Öyle bir aydınlıktır ki bu aydınlık, gökyüzünün mavisi yeryüzünün sarısıyla birleşerek bazen mavinin geçişleri yansır etrafa...
Denizlerin etrafını saran parlament mavisi insanı büyüleyen renk olarak çıkar karşımıza...
Gel gelelim dolunaylı gecelerde yollara düşmenin güzelliğine. Şimdi eve kapanıp böylesi asil gecelerde yolları her daim kullanmıyoruz. Eski zamanlarda karanlığa karışan uzun ince yollar hep kullanılıyordu.

Amerikalı bir düşünür der ki:
"Buzdolabı icat oldu; İnsanlar birbirinden koptu." 
Doğru söz!
Buzdolabı bütün yiyecek ve beslenme sorununu çözünce yollara düşme ihtiyacımız olmuyor.
Henüz her yerde buz dolabı ve taşıt yokken özellikle taşralarda yaşayan insanlar yolları gece gündüz sürekli kullanırlardı.
Hasan Çelebi nahiyesinin tren istasyonu köyümüze yaklaşık altı kilometredir. Tabi istasyon şimdilerde kullanım dışı bırakıldı. Bize, yani Köylü Köyüne en yakın istasyon Hekimhan istasyonudur. Benim çocukluğumda ise Hasan Çelebi istasyonu yolcularla dolup taşardı. Gelen yolcular, giden yolcular, bekleyen ve çuvallarının üzerine kafalarını koyup uykuya dalan yolcular olurdu. Hasan Çelebi ve Hekimhan tren istasyonlarında kadın-erkek, çoluk-çocuk birbirleriyle sohbet ederek rötarlı trenin gelip kendilerini sevdiklerine kavuşturacak olmalarını deyim yerindeyse "dört gözle" beklerlerdi.
Trenin rengi tıpkı gece gibi karanlıktı. Adına "Kara tren" deniyordu. Bu "Kara tren" on saatlik yolu on beş saatte ve daha fazla saatlerde rötar yaparak ulaşacağı yere varıyordu. Trenden indiğim zaman başım "fır fır" dönerdi.
Saatlerce bana yer sallanıyor gibi geliyor olmasıyla karışık etrafımda bulunan insanlardan ayrı kalırdım.
Karanlık geceler ayda bir yerini dolunaya bırakır.
Pırıl pırıl parlayan bu ışıklı gökyüzünün mavisi etrafı kaplayınca insanların yüzündeki derin çizgiler ışık saçardı. Yorgunlukları kaybolurdu.
Henüz yedi yaşındaydım.
Uzun yolun üzerinde binek hayvanımızla ağır ağır ilerliyorduk. Çocuk yüreğimin içini büyük bir sevinç kaplarken gözlerim yolun sonundaki daha çok olan beyaz aydınlığa bakıp dururdu. Ankara'ya trenle gidecektik.
Dedem ve ben, gecenin ay ışığında yollara düşerdik. Etrafımın güzelliği göğüs kafesimin içini doldururdu.
Gecenin ve aydınlığın farkındayım.
Hiç konuşmayı düşünmeyen gecenin sessizliğine ve uzun yola kendini kaptırmış olan dedem, sessiz kalarak atının üzerinde ben arkasında beline sarılmış halde ilerlerdik. Gidiyoruz aydınlığı delerek. Yol mu dayanır güzel yüreklere aydınlık mavi gökyüzünün altında etrafa bakarak gidilir. Çelebi istasyonuna yaklaşınca bir dereden geçerdik.
Orası ağaçlık olduğundan yansıdığı yerin rengini alan ayın rengi koyulaşır, beyaz ışık kaybolurdu...
Zaten gelmiştik istasyona varsın birazda yeşil rengin karanlığında olayım. İstasyon binası beni her zaman için farklı duygulara salmıştır. Binanın ortasına yapılmış olan pencerenin kahverengi, duvarlarının açık turuncu rengiyle sakin duruşu büyüleyicidir.
Kara tren dolunayın düştüğü rayların üzerinden salınarak gelir. İstasyona yaklaşınca o görkemli ses çıkaran düdüğünü uzun uzun çalmaktadır.
Bekleyen yolcuları trene yetişebilme telaşı kaplamıştır. Hızla bekleme salonundan çıkıp acele davranarak vagonların kapılarına yaklaşan insanlar, Lokomotifin kalkıyorum diyen düğünün sesine ve geceye karışarak uzun raylar üzerinde makas değiştirerek giden kara trenin içinde bir o yana bir bu yana sarsılarak giderler.

 

19 Eylül 2021
Köylü Köyünden Anılar

 
Etiketler: Gece, ve, Karanlık,
Yorumlar
Haber Yazılımı